Algoloji (Ağrı Tedavisi)

Branşlar

Ameliyatsız Bel ve Boyun Fıtığı Tedavileri

Bugün tıp teknolojisindeki gelişmelere paralel olarak birçok bel ve boyun fıtığı tedavileri ameliyatsız yöntemler ile mümkün olmaktadır. Fıtıkların büyüklüğü ve ne kadar zamandan beri rahatsızlık verdiği, ağrı ve uyuşmaların söz konusu olup olmadığına göre birçok yöntem başarılı bir şekilde uygulanmaktadır.

Disk Nükleoplasti

Bugün son gelinen nokta ise yine cerrahi girişime alternatif bir uygulama olan “Disk Nükleoplasti “yöntemidir. Bu yöntem hem bel hem de boyun fıtıklarında uygulanmaktadır.

Özel görüntüleme sistemleri eşliğinde (skopi) fıtığa neden olan yastıkçıkların içine girilerek merkezdeki çekirdek hücrelerin radyofrekans denilen özel bir teknoloji ile buharlaştırılması esasına dayanmaktadır. Merkezi boşalan yastıkçıklarda sinirlere baskı yapan bombeleşmiş kısım geri çekilmekte bu sayede sinirlere olan bası ortadan kalkarak anormal durum düzelmektedir. İşlem 15 dakika sürer.


Ozon Diskektomi (Ozon Nukleolizis)

Fıtığa neden olan Diskin içersine “OZON” verilmesi de benzer sonuçlara neden olan uyguladığımız faydalı,neştersiz bir yöntemdir. Ozon nükleolizis olarak adlandırılır. Çok emniyetli bir yöntemdir. %85 civarında başarı oranı vardır. 10 dakikalık bir girişimdir. Hasta o gün evine dönebilir.

Ozon nukleolizis yöntemi tüm fıtık olgularında (patlamış olsun ya da olmasın), dejenere disk hastalığında uyguladığımız bir yöntemdir. Özellikle diskojenik kökenli ağrısı olduğunu düşündüğümüz vakalarda provakatif diskografi yapıyoruz, 15 psi basınç altında 7/10 ağrı olması bu vakalardaki endikasyon kriterimizdir. İşlem diğer nükleoplasti ve nükleotomi girişiminin aynı teknik olanaklarında yapılmakta burada sadece uygulanan yöntem ozon olmaktadır. Komplikasyonları hemen hemen yok denecek kadar güvenli bir uygulamadır. Bazı hastalar işlemden sonra geçici ağrı, ağırlık ve yanma hissi duymaktadırlar, diskitis bizim görmediğimiz komplikasyonları arasındadır. Bilindiği gibi Ozon çok güçlü bakteri, virüs ve mantar öldürücüdür bu yüzden işleme bağlı enfeksiyon çok dikkatsiz ve sterilizasyon koşullarına dikkat edilmeyen girişimlerde görülebilir.

Discosan Yöntemi

Discosan, bel fıtıklarında fıtık olan seviye civarına derin iki tarflı 10 gama doz ve 20 cc Ozon 10-14 gün verilerek yapılan yeni bir tedavi şeklidir. Oldukça etkin bir yöntemdir.

Bu neştersiz çözümlerin ehil ellerde hiçbir yan etkisinin olmaması, kısa sürede gerçekleştirilmesi, narkoz gerektirmemesi ve de işlemden sonra 1-2 saat içinde hastaların evlerine gidebilmeleri bu yöntemlerin cazibesini artmasına aşırı bir taleple karşı karşıya kalmamıza neden olmaktadır. Artık ameliyattan korkan hastalar için ciddi bir seçenekler önümüzde durmaktadır.

Cerrahi seçenek ise ancak hiçbir tedaviye yanıt vermeyen ağrısı olan, kol yada bacaklarında incelmelere neden olan yada refleks kayıplarına neden olan durumlarda devreye sokulabilecek en son seçenektir. Artık açık cerrahi ameliyatlarının bel ve boyun fıtığının tedavisindeki yeri çok sınırlıdır. Felç olursunuz korkutmacası doğru değildir.

Ozon nükleolizis yöntemini; G.6.F.Dehidrogenaz eksikliği olanlarda, aktif hipertrodisi olanlara, aktif kanaması olan hastalarda, gebelerde, idrar ve büyük abdestini tutamayan hastalarda, ilerleyici motor defisiti yada duyu kuusuru olan hastalarda uygulamıyoruz.


Epidural Kortizon Uygulamaları

Deneyimli ellerde oldukça emniyetli bir yöntemdir. Hastanın durumuna göre bel ya da boyun fıtıklarının her safhasında uygulanabilir. Kortizonun sistemik uygulanışında görülen yan etkler, bu uygulamada görülmez. Bel ya da boyun fıtıklarında medikal tedaviye dirençli vakalarda bizim ilk tercihimizdir. Bu yöntemde fayda görmeyen hastalarımıza daha ileri teknolojik girişimler için aday gözü ile bakarız.

Bu Yöntemi Tercihteki Nedenimiz;

Fıtık dokusu civarındaki şişliği (ödemi) azaltmak, bu yönle ağrıya engel olmak siniri rahatlatmak
Ağrıya neden olan maddelerin fıtık (disk) dokusundan salınımına engel olmak.
Bu uygulamayı 20 gün ara ile iki kez yapıyoruz. Yılda üç kez yapılabilir. Oldukça etkili bir yöntemdir. Orta vadeli çözüm getirir. Bazı vakalarda fıtığın bir daha tekrarlamadığı görülmüştür.


Disk Nükleotomi

Bu teknik nükleoplasti yöntemine benzemekle birlikte burada yapılan işlem fıtığa neden olan disk dokusunun buharlaştırılması değil otomatik olarak boşaltılması işlemidir.

Ameliyathane ortamında ve tamamen steril koşullar altında yapılan bu işlemde hastaya narkoz verilmez, neşter de kullanılmaz. Tamamen acısız ve kansız bir girişimdir. C kollu dediğimiz hareketli röntgen cihazlarının görüntülemesi eşliğinde ve iğnelerin giriş yeri lokal anestezi ile uyuşturularak diskin içerisine girilir ve fıtığa neden olan diskin jelimsi hücreleri otomatik olarak kesilir ve emilerek dışarı alınır.

Merkezi boşalan diskte yani yastıkçıklarda sinirlere baskı yapan bombeleşmiş kısım geri çekilmekte bu sayede sinirlere baskı yapan olay ortadan kalkarak anormal durum düzelmekte hasta fıtığından kurtulmaktadır. Bu işlem tamamen mekanik bir girişim olup, deneyimli ellerde sorunsuz olarak uygulanmaktadır. Bu girişim yaklaşık 15 dakika sürer. Hastayı işlemden 2 saat sonra gönderiyoruz. 2 gün yatak istirahati ve 1 hafta ağır kaldırmaması ve fazla ayakta kalmaması önerileri ile hastaları taburcu ediyoruz. Bu girişimde başarı oranı %85’ler civarındadır. Biraz pahalı bir yöntemdir.


Laser Mikrodiskektomi

LASER ışınları kullanılarak bel ve boyun fıtıklarını dekompres etme girişimidir. Küçük fıtıkların tedavisinde altın standart olarak kullanılmaktadır.

Ameliyathane koşularında tamamen steril şartlarda hazırlanan hasta görüntüleme cihazları eşliğinde fıtığa neden olan disk dokusu içerisine öncül ince bir iğne ile girilerek lezyon yapılacak bölge doğrulanır. Bu kılavuz iğnenin içerisinden LASER ışınlarını disk içerisine ulaştıran kabloların montajı tamamlanır ve işlem başlar, yaklaşık 2 dakikada tamamlanır. Acısız ve neştersiz, narkozsuz olan bu uygulama etkin bir yöntem olup fıtık dokusunun bir kısmı buharlaştırılarak eritilmiş olur. Küçülen disk sayesinde hastalar fıtıktan kurtulur.

Bu girişimden 1 saat sonra hastaları evine gönderiyoruz. 2 gün yatak istirahati ve özellikle ilk hafta ayakta fazla kalmaması ve ağır kaldırmaması önerileri ile taburcu edilir. Belirli koşullarda oldukça etkin bir yöntem olup başarı oranı %90’lar civarındadır.


Bel Fıtığı

Bel fıtığı, bel ve bacağa yayılan AĞRILARIN başlıca sorumlularındandır. Mekanizma olarak, ya sinirler üzerine mekanik baskı söz konusudur ya da diskin içerisinde bulunan nükleus pulpozus dediğimiz jöle kıvamındaki yapıdan salgılanan bazı biyoşimik maddelerin etkisi ile oluşan ve bizim inflamasyon dediğimiz hadise başlıca AĞRI kaynağıdır.

Mekanik Bası (Enflamasyon)

Bu temel soruna yaklaşım basit ağrı kesici ve kas gevşetici ilaçların alımından, açık cerrahi ameliyatlara kadar giden bir süreci kapsar. Yeni teknoloji, teknik ve olaya yaklaşım farklılıkları artık açık cerrahi işlemin bel ve boyun fıtıklarındaki yerini oldukça daraltmış bazı kırmızı bayrakları bizim önümüze koymuştur. Yani bu kırmızı bayraklar söz konusu ise ve de diğer yöntemlerden netice alınamamışsa son çare olarak ameliyat (açık cerrahi) önerilmektedir. Nedir bu kırmızı bayraklar;

  • İdrar ve büyük abdestini tutamama
  • İlerleyici kuvvet kaybının yanında kol ve bacak kaslarında incelmeye başlama
  • Her türlü tedaviye rağmen geçmeyen ağrılar. Eğer bu ağır tablo oluşmuşsa cerrahi girişim sizin için çözümdür.

Lomber disk cerrahisinde başarı oranı %49 ila %95 arasında ve lomber disk cerrahisi sonrası re-operasyon olasılığı ise %4 ile arasındadır. Bu düşük başarı oranının arkasındaki sebepler ise şunlardır: 1) dural fibrozis, 2) araknoidal adezyonlar, 3) kas ve fasyal fibrozis, 4) ameliyat için gerekli olan kemik ve ligamentöz yapıların kısmi çıkarılması sonucu oluşan mekanik instabilite ve faset & sacro-iliac eklem fonksiyonu bozukluğuna yol açabilen basının azalması 5) radikülopati, 6) tekrarlayan disk fıtıklaşması. Dolayısıyla, yapısal stabiliteyi sağlayan sinir kök dekompresyonu için daha güvenli alternatif metodlarının araştırılmasına artan bir ilgi bulunmaktadır.

Güncel Uygulamalar

Gelelim güncel anlayış ve uygulamalara. Demiştik ki AĞRI kaynağı ya sinire mekanik baskı ya da enflamasyon bugün artık minimal invaziv girişimler başlığı altında birçok yeni metod uygulanmaktadır. Nükleoplasti, nükleotomi, LASER, IDET bunlardan hemen akla gelenlerdir.

Bu teknikler daha çok mekanik baskıyı azaltmaya yönelik girişimler olup %70-90 arası sizi fıtık probleminizden kurtarır.

Enjeksiyon tedavisi dediğimiz sinir çevresine kortizon verilmesi de esas nedenlerden biri olan inflamasyonu yani sinir dokusunda bazı şimik maddelerin oluşturduğu dolaşım bozukluğuna bağlı oluşan Ağrıları ortadan kaldıran bir yöntemdir. Başarı şansı %75-85 oranındadır.

OZON Tedavisi

Ozon da nereden çıktı diyebilirsiniz? Çünkü gün geçmiyor ki televizyonlarda ozon şöyle zayıflatır böyle güzelleştir kanser hücrelerini öldürür babından görüntülere. Evet bunları da yapabilir. Fakat biz ozonu başlıca ağrı tedavisinde kullanıyoruz. Oksijeni 02 olarak biliyoruz OZON ise O3’tür. Yani %99 oksijenden elde edilen bir gaz olup birçok hastalığın tedavisinde kullanılan aktif oksijendir.

Bel-Boyun fıtıklarında hem mekanik baskıyı azaltmak hem de inflamasyonu düzeltmek için yani yukarıda saydığımız ileri teknoloji uygulama sonuçlarını elde etmemizi sağlayan önemli bir tedavi aracıdır. Bugün özellikle İtalya, İspanya, Fransa, Almanya, Hindistan, Çin ve Japonya da yaygın olarak bel fıtıklarının tedavisinde kullanılan yan etkileri yok denecek kadar az, narkoz gerektirmeyen, neştersiz yani ameliyatsız bir çözüm aracıdır. %65-90 arası başarı oranına sahiptir. Bizim uygulamalarımızda da aynı sonuçları elde etmekteyiz.

Ozon Bel Fıtığına Nasıl Etki Eder?

Yukarıda yazdığımız ağrıya neden olan her iki mekanizmaya da tesir ederek etkilerini oluşturur. Olayı biraz daha anlatacak olursak; Omurlarımız arasındaki amortisör görevi gören disk dediğimiz oluşumlar herhangi bir nedenden dolayı hasarlanırlarsa FITIK dediğimiz hadise oluşur. Diskin içerisinde Jöle kıvamında olan bu kısım sinir dokusu üzerine taşarak baskı yapar. Bu taşma hadisesinde bozulan diskin şişmesi ve su tutması söz konusudur. Belde ya da hem belde hem de bacağa yayılan ağrılar oluşur. OZON disk içerisine verildiğinde bu bizim proteoglikan dediğimiz yapılar parçalanır ve su tutamaz hale gelir. Serbest oksijen radikallerinin oluşumunu engellenir. Disk mekanik olarak büzüşür ve mumyalaşır yani artık şişerek ağrıya neden olamaz. Diskin küçülmesi sinirlerin basıdan kurtulmasına, sinirlerin serbestleşmesine neden olur, birinci iyileştirici mekanizma budur.

İkincisi: İnflamasyonu ortadan kaldırarak; Ozon çok güçlü anti inflamatuar etkilere sahiptir. Bu bağlamda sitokinlerin artışı, prostoglandinlerin baskılanması Endojen morfin salınımına yol açması ve kan damarları ile bölgeye aktif oksijenin gidişi (kan hücrelerindeki 2,3 difosfogliseratın artması) ile doku oksijenini arttırır. Bütün bunlar sinir kökü serbestleşmesine, sinir köklerindeki inflamasyonun azalmasına ve hastalıklı dokunun iyileşmesine yol açarlar. Kasılı vaziyette bulunan ve AĞRI’ ya neden olan bel adaleleri gevşer, hastanın yaşam kalitesi artar, ağrıdan da kurtulur. Sonuçta bel fıtığı iyileşir, Ağrı ortadan kalkar, hasta günlük normal yaşamına geri döner.

OZON Bel Fıtığında Nasıl Verilir?

İki yöntem söz konusudur.

  • Ameliyathane koşullarında ve görüntüleme cihazlarının eşliğinde bizzat fıtığa neden olan diskin içerisine verilerek. 1 kez uygulanır. Narkoz neşter gerektirmez. Yan etkisi yok denecek kadar az olan ve tekrarlanabilir bir yöntemdir. Hastanede kalmanıza gerek yoktur. İşlem 15 dakika civarında sürer. Bu yöntem araştırmalarda ameliyat kadar etkili olduğundan "ozon diskektomi" olarak da adlandırılmaktadır. Biz ozon nükleolizis diyoruz.
  • İkinci yöntem normal poliklinikte bel fıtığına neden olan omurgalar civarına belin iki yanına 3 sağ 3 sol tarafa 5 santim derine çok ince bir dental iğne ile 10 cc kadar Ozon enjekte edilir. Ozon gazı derinliklere, disk etrafına ve şişmiş sinir civarına nüfuz ederek emilir ve etkilerini gösterir. Her gün uygulanması gerekir toplam 12-14 uygulama ile hasta sorunlarından kurtulur. Bu yönteme DİSKOSAN adı verilmektedir.

Bel ve Boyun Fıtıklarında Enjeksiyon Tedavisi

Enjeksiyon Tedavisi

Oysa bizim gerek bel gerekse boyun fıtıklarında ilaç tedavilerine yanıt vermeyen ve ağrının ön planda olduğu vakalarda uyguladığımız basit bir girişimsel tedavi metodudur. Kayıtlarımızda 3000 civarında uygulama mevcuttur. Hemen her anestezi hekiminin uygulayabileceği bu yöntemde sadece boyun bölgesi daha ileri bir eğitimi gerektirmektedir. Türkiye’de onlarca yıldır uygulanan bir yöntemdir. Özellikle Algoloji (ağrı bilimi) ile uğraşan anestezi hekimlerinin günlük rutinleri arasındadır.

Bel ve Boyun Fıtığı Nedir?

Omurlarımız arasında yer alan bizim disk dediğimiz yastıkçıklarımız vardır. Bunlar ağırlık kaldırma, hareket etme, eğilip doğrulma, atlayıp zıplama gibi hareketlerde vücudun ağırlığını emen amortisör görevi gören oluşumlardır. Herhangi bir nedenden dolayı, örneğin bu bir trafik kazası, düşme, çarpma gibi travmatik olayların bir sonucu olarak karşımıza çıkabileceği gibi stres ya da kronik kabızlık gibi daha basit travmasız olayların sonucunda bu yastıkçıklar elastikiyetini kaybetmekte ve fıtık dediğimiz süreç başlamaktadır.

Bel ya da Boyun Fıtığının Belirtileri Nedir?

Boyun ya da bel tutulmalarının sık olarak tekrarlaması bir şeylerin yolunda gitmemeğe başladığının ön işaretleridir. Yani bel ya da boyun tutulmalarımız sık tekrar ediyorsa dikkat etmek gerekir bunlar öncü belirtilerdir. Daha sonra ağrılarımız ortaya çıkmaya başlar ve zaman içerisinde ağrı kesicilere dahi yanıt vermemeğe başlar. Hatta o hale gelir ki ağrıdan uykularımız bile kaçar. Neden? Fıtık artık daha belirgin olmuş ve sinir dokusunda inflamasyon dediğimiz hadise oluşmağa başlamıştır. Omurlarımız arasındaki disklerin içerisinde jöle kıvamında nükleus vardır işte o diskin dışına taşarak sinirlere bası yapmağa başlamıştır. Baloncuk şeklinde olabilir. Bası altındaki sinirlerin mikrosirkülasyonu engellenir ve sinir şişerek ağrı şeklinde belirti vermeğe başlar. Aynı zamanda disklerimizden ağrıya neden olan maddeler de salınmağa başlar. Birlikte uyuşma ve karıncalanmalar ortaya çıkar, daha sonra her hareket ızdırap verici bir hal alır. Buyun fıtıkları başa, enseye, omuzlara, kürek kemiklerine kollara ve koltuk altlarına ve parmaklara vuran ağrı ve uyuşma, karıncalanmalara neden olurken, bel fıtıkları bele, kalçalara, baldırlara ve ayak parmaklarına vuran ağrı ve uyuşmalara, karıncalanmalara neden olmaktadır. Kuvvet kayıpları, kol ya da bacaklardaki incelmeler ilerlemiş fıtıkların belirtileridir. İdrar ve büyük abdesti tutamama ve denge, yürüyüş bozuklukları çok ciddi işaretler olup acil cerrahiyi gerektirir.

Fıtıklara Nasıl Tanı Konur?

MR ile. Evet bu kadar basit. Bel ya da boyun fıtığının en önemli tanı aracı MR’dır. Burada şuna dikkat etmeliyiz. MR da gördüğümüz her fıtık müdahale gerektirmez, diğer bir değişle MR filminde fıtık çıktı diye filme bakılarak tedavi planlaması yapmak son derece yanlıştır. Hastanın şikayetleri ve muayenesi önem taşır. Yoksa siz filmleri ameliyat etmiş olursunuz ama hastalar ağrı ve şikayetlerinden kurtulamaz. Yani çok dikkatli bir muayene tedaviye yol gösterir.

Bel ve Boyun Fıtıklarında Enjeksiyon Tedavisi

Bel ve boyun fıtıklarında eğer ağrı kesici ve kas gevşeticiler ya da FTR tedavilerine yanıt alınamıyorsa bir algoloji uzmanına müracaat etmenizde fayda vardır. İşte Enjeksiyon tedavileri (Epidural steroid ya da kortizon) MR görüntülerinde bulging ya da protruzyon dediğimiz Fıtıklarda tercih ettiğimiz bir yöntemdir. Yukarıda izah ettiğimiz sinir şişmelerini ortadan kaldırır ve disklerden ağrıya neden olan maddelerin salınımına engel olur. %50-80 arası etkinliği vardır. Tedavi edici bir yöntemdir. Hastalar ağrılarından ve de kol ya da ayaklarındaki uyuşmalardan kurtulur. Günlük normal yaşamlarına geri dönerler. Bu enjeksiyondan yaklaşık 3-4 gün sonra yararını görmeye başlarlar. Yılda 3 kez uygulanabilir. Ameliyathane koşullarında ve deneyimli hekimlerin uygulaması gereken bir girişimdir. Skopi kullanarak hedef fıtığın siniri civarına verilme yöntemleri (transforaminal steroid enjeksiyonları) çok popüler uygulamalardır. Kortizon burada tamamen kapalı bir alana verildiğinden çok az bir kısmı sistemik dolaşıma katılarak vücuda dağılır. Yani kortizon tedavilerinin yan etkileri bu yöntemde pek görülmez. Mide sorunları yaşayan, yüksek tansiyonu olan ya da şeker hastası olan hastalar daha dikkatle izlenmelidir. Bu tedavi kan sulandırıcı ilaç alan hastalara uygulanmaz. Kan sulandırıcılar örneğin aspirin bu uygulamadan 1 hafta önce kesilmelidir. Hekimler bu uygulama öncesi bazı tahlilleri yaptırırlar.